18 Kasım 2016 Cuma

Ordan burdan hayattan

Selamun aleyküm 
Bu sefer yemek olmasın dedim moldovadan cunda ya yol halleri diyelim


















16 Kasım 2016 Çarşamba

Karamelize kabak tatlısı


Selamun aleyküm 
Sonbahar hüzün mevsimidir derler kimileri de durgunluğun dinginliğin sembolüdür belkide birçoğumuz için böyledir. Aslında bana sorarsanız sonbahar dinlenmeye çekilmek için hazırlık zamanıdır ,yenilenme dirilme için üzerindeki yüklerini atma zamanıdır. Doğa en güzel haliyle bunu bize bildiriyor. İnsanoğlunun sabah kalkdıgındaki dinçliğiyle akşam yemegınden sonraki dinginliği nasıl aynı değilse doğada öyle benim gözümde. Her Canlının dinlenmeye dirilmeye ihtiyacı var . Son bahar da bunun en güzel örneği aslında . Renkler canlılığını ve parlaklığını kaybediyor tabiat cıvıl cıvıl renklerinden yavaş yavaş sıylırıp başka bir boyuta geçiyor yediklerimiz hatta yememiz gereken sebze ve meyveler bile kendiliğinden bize yol gösteriyor . Malesefki biz insanlar gelişen modern dünyayla beraber herşeyi her an elimizin altında olmasını istiyoruz ; sorsak şimdi onüç onbeş yaş arası gençlere sebze ve meyvelerin hangi mevsimlere ait olduklarını bile bilmezler neden çünki genç nesilin dünyası AVM alışverişimi Laz'ım git, sebze meyvemi Laz'ım git ,sinemamı git bir dostla iki satır muhabbetim git ,çocuğun canı sıkıldı oyun salonumu git  ve biz bu nesilden nasıl doğayı seven duyarlı insanlar olmasını bekliyoruz ?
Oysa bizim çocukluğumuz öylemiydi? Tamam imkanlar bukadar geniş değildi teknoloji ise üç beş kanallı televizyondan ibaretti ama çok mutluyduk Emin'im bir çok kişi o günleri hala benim gibi özlemle anıyordur. Eve erzak mı Laz'ım lütfen paza gidin giderkende çocugunuzuda alın yanınıza görsün çarşı pazardaki renklerin cümbüşünü insanlardaki samimiyeti alın ordan ihtiyacınızı . Çocukları parka götün düşsün kalksın kanasın dizi  korkmayın bişey olmaz oynarken unutur acısını velhasılkelam çocuğunuzu doğal yaşama alıştırınki ilerde konserve kutusu gibi bir hayatın içine sıkışıp kalmasın. Laftan lafa atlıyorum belki ama geçen akşam tv de bir yarışma programı izliyorum yarışmacının soruyu yorumlama şekline gülsemmi ağlasammı bilemedim hani yaşında çok da küçük değil ,elbette soruyu ve şıkları yazmayacağım ama yorum şuydu lahana toprağın altındaymı yoksa üstündemi yetişir ? 
Varın gerisini siz düşünün nediyeyim ben şimdi !
Doğanın eşsiz nimetlerinden bana göre sonbaharın pırlantası tatlılarda tek geçebileceğim tatlıdan böreğe yemeğe pastaya her alanda kullanılan şifa deposu .
Daldan dala konudan konuya atlama işimizde bittiyse tarife geçebiliriz. Bu arada unutmadan kabak toprağın üstünde yetişir 


Malzemeler 
1.5 kg kabak
750rg şeker 
1 su bardağı su
Süslemek için ceviz 

Hazırlanması
Kabaklar soyulup ayılanır iri parçalar halınde doğranır
İki subardagı şeker genişçe bir tencereye koyulup hafif ateşte kamelize edilir şeker rengini değiştirince kabaklar üzerine eklenir karamelize şeker kabaklara bulaşacak şekilde kabaca karıştırıp üzerine kalan şekeri dökülür bir Barak dakar su eklenir tencerenin kapağı kapatılır önce yükseksek ateşte ardından kısık ateşte kabaklar yumşayıncaya kadar pişirilir.
Her kabagın su salımı farlılık gösterdiğinden suyunuzu kontrollü bir şekilde eklemenizi tavsiye ederim.
Benden bu seferliklik bu kadar sağlıcakla kalın.

16 Ekim 2016 Pazar

Fırında kaşarlı tavuk sote


Selamun aleyküm dostlar
Tavuk sote en kolay yemek tarıfleri arasında liste basıdır sanırım ama Yeni evliler bekar yaşayanlar yada mutfağa Yeni giriş yapanlar için ip ucu niteliğinde olur umarım 

Malzemeler 
1 bütün tavuk göğüsü
1 yemek kaşığı tereyağı
1 /2 çaybardagı sıvı yağ
2 ad soğan
3 ad yeşil biber
2 ad kapya biber
3 5 diş sarımsak
1 yemek kaşığı salça
2 orta boy patates
1/2 su bardağı sıcak su
1 kase kasar rendesi



Deneyenlere kolay gelsin

7 Ekim 2016 Cuma

MAMALİGA

Selamın aleyküm dostlar
Bilenler bilir uzunca süredir bu ülkede yaşamaktayım bişeyi fark ettimki ben yemek bloger İ olmama rağmen dogru düzgün Moldovan mutfağından bahsetmemişim .Gerçi ne bloglarda eski hava kaldı nede bende aklıma gelirse bir blogum olduğu arada karalıyoruz işte bişeyler.Hazır akıl etmişken biraz paylaşmaya çalışayım ,yemek kültürü olarak aslında ne bizden çok uzak nede bize çok yakın yıllarca Osmanlı'nın egemenliği altında kalınca sanki bizden bişeyler bulaşmış gibi örneğin bizdeki güveç onlarda da aynı hamde aynı isimle sarmada buna verilebilecek diğer bir örnek olur sanırım biz sarma diyoruz onlar sarmali ve şekli bizimkinden biraz farklı daha birçok örnekle bu listeyi uzatabiliriz aslında inşallah bundan sonra akıl ederde paylaşmayı başarırsam farklı örneklerle sizlere aktarmaya çalışacağım.
Günün konusu mamaligaya gelince aslında bizim Karadeniz mutfağının vazgeçilmezi mıhlama dan yada diğer adıyla kuymaktan çok farklı değil.Tıpkı Karadeniz bölgesinde olduğu gibi Burada da bölgesel olarak yapım şekli değişiyor . En bilinen hali kaynayan suda Mısırununu kaynatıp nerdeyse ekmek kıvamında bir lapa yapmak ana pirensip bu ama siz damak tadınıza ve evdeki imkanlarınıza göre farklı şekillerde bunu yapabilirsiniz . Bu günkü benim yaptıgım şekli ise daha özel günlerde yapılan lezzeti sadesine göre bir tık daha yukarda olan hali .


Malzemeler
1 su bardağı mısırunu
3 su bardağı su
100 gr kadar tereyagı
1/2 su bardağı tuzlu beyaz peynir
1/2 su bardağı rendelenmiş kaşar peyniri 
Tuz

Malzemelerimiz dizisindeki gördünüz gibi hiçte bulunamayacak şeyler değil.
Öncelikle suyumuzu tencere ye alıp  tuzunuzda ilave ettikten sonra kaynamaya başlayınca azar azar Mısır unu nu ilave ediyoruz karıştıra karıştıra hiç topaklanma kalmayacak şekilde suyla pişiriyoruz ve bu aşamaya kadar az önce bahsettiğim en yaygın pişirme şekli olan şade mamaligamız hazır olmuş oluyor sadesinin benim tarifimden farkı bu noktadan sonra başlıyor çünkü sadesi  uygun bir kaba dökülüp kesildikten sonra genelde soğuk olarak ekmek niyetine tüketiliyor.
Suyunu iyice çeken mamaligamızın altını iyice kasıp tereyağını ekliyoruz ve içinde eriyinceye kadar karıştırıyoruz ve ateşimizi kapatıyoruz sonra peynır ilavesinide yapıp iyice karıştırıyoruz tenceremizi kapatıp birkaç dakika demlenmeye bırakıyoruz ve sıcak olarak servis yapıyoruz ister balık ister et yanında mükemmel bir tat.
Deneyenlere yada denemek isteyenlere şimdiden afiyet olsun.

27 Ocak 2016 Çarşamba

Tandır tadında kuzu ıncik

Ben Selâmün aleykum dostlar
Uzun zaman önce yazmayı bırakmıştım ama ara arada olsa tekrar sayfayi boş bırakmamaya elimden geldiğince gayret etmeye çalışıyorum çok uzun anlatılacak bi tarifi olmasada  dilimin döndüğünce yazmaya çalışacağım.



     Malzemeler  
  2 adet kuzu incik
   1adet kuru soğan
3. 5 diş sarımsak
10 tane kadar tane karabiber
Bır tutam biberiye 
Kızartmak için iki yemek kaşığı tereyağı
Bir tatlı kaşığı esmer şeker 
Ve yemeklerin vazgecilmezı tuz




Öncelikle incikleri güzelce yıkayıp tencereye alıyoruz suyunu ilave edip kaynatıyoruz üzerinden sürekli köpüğünü temizliyoruz .soğan sarımsak karabüber  biberiye ve tuzunda ekleyip basınçlı tenceremızın kapağını kapatalım atesın ayarınıda kısığa getırelım bır saat kadar kaynatalım .Tencerenin havasını çıkartıp Eti'lerimizi kontrol edelim eğer yeterli seviyede piştiğinden eminsek  tavaya tereyağını alalım erımeye başlayınca şekerini ilave edelim  kızgın yağa inciklerimizi koyalım ve her tarafını ağır ağır kızartalım.hepsi bukadar deneyenlere kolaylıklar diliyorum.

28 Kasım 2015 Cumartesi

İçli kofte

Selâmün aleyküm dostlar yine uzun bir ara kim bilir belki yeni baslangic olur kim bilebilirki :) araya bunca zaman girsede yüreği güzel dostlara bir Merhaba olur belki.

tarif yine sıradan görüntü ise alalacele dedim ya maksat bi Merhaba


11 Mart 2014 Salı

DUNYA YURDUNDA YOLCU OLMAK



  Selamun aleyküm sevgili dostlar bir önceki yazımda bundan sonra sadece yemek tariflerinin olmayacağın söylemiştim .Uzun bir aradan sonra tekrar yazmaya çalışmak gercekten çok zormus  bende sizlerle bu gün çok severek okuduğum bir derginin baş yazısını paylaşmak istiyorum çünkü bu yazıyı her okuyuşumda kendimden bir parça bişeyler buldum ve çok hoşuma gitti umarım sizde beğenirsiniz .

          DÜNYA YURDUNDA YOLCU OLMAK
  Önce Allah vardı; O'ndan evvel hiç bir şey yoktu.O gökleri ve yeri yarattı...( Buhari ,tevhid 22)
Insan  oğlu günesin  her gün aynı saate doğacagı var sayımı üzerine hareket eder; planlar yapar,yarın yine aynı saate işe gideceğine ,alışveriş yapacağına ,yemek yiyeceğine ,su içeceğine emindir.Halbuki o insan kendinden önce geçmiş 150 yılı düşünse yeryüzünde izinin dahi olmadığı gerçeğiyle yüzleşecektir.kendisinden sonra gelecek bir 150 yılı da düşünse ,kendisinden geriye bir şey kalmayacağını görecektir .Dünya hayatı geçicidir ,bu bizden önceki nesiller için de öyleydi bizim içinde öyle.Fakat insan oğlu hep kendisini önceki nesillerden daha farklı,daha iyi,daha bilgili ve daha ileride görürken ,ölümün onlara geldigi gibi kendisine gelmeyeceğini sanır.Halbuki Allah Teala Kur'an-ı Kerim'de "Biz onlardan önce,mal-mülk ve görünümü daha güzel nice nesilleri helâk ettik" ( Meryem 74). Buuyurarak bizden önceki nesillerin müşterek akibetini bize bildirmiştir.
 SALIHLERDEN OLMAK
Allah Teala'nın bir imtihan yeri olarak yarattığı dünya,kelime olarak "aşağıya doru yaklaşmak ,alçalmak "anlamına gelen bir kökten türemiştir ve aşağıda bulunan manasına gelmektir .Allah Teala  Kur'an- ı Kerim'de "Biz ,gerçekten insanı en güzel biçimde yarattık .Sonra onu , aşağıların  aşağısına indirdik.Ancak ,iman edip Salih ameller işleyenler başka.Onlar için devamlı bir mükafat vardır."(Tin,4-6) buyurmaktadır.
Yaratılmışların en şereflisi olarak ,ahsen- i takvim üzere yaratılmış insanoğlunun dünyadaki görevi yalnızca Allah 'a kul olmaktır. Bu şekilde insan Salih kullar zümresine ilhak olabilir.
TALEBIN NEDIR ?
Insanoğlu asırlar boyunca türlü ameller le ya Allah 'I'n ismini yüceltti yada O 'na asi oldu.Asi olanlar sadece bu dünyaya talip olanlar, dünyaya sahip olma hıtsıyla ahireti unuttular.Yaşama gayeleri sadece mülklerini çoğaltmak oldu.Halbuki Allah Teala Kur'an - ı Kerim 'de  " Çoklukla övünmek sizi ,kabirlere varıncaya kadar oyaladı"(Tekasür ,1-2 ); " Ey iman edenler! Mallarınızı ve evlâtlarınız sizi Allah 'ı zikretmekten alıkoymasın! Her kim bunu yaparsa ,işte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir! " ( Munafıkun ,9 ) buyuruyordu.
MEKANIN ŞEREFI MEKİNLEDİR
Yahya b.Muaz (k.s) son nefesini kutsi bir beldede vermek isteyen kardeşine demiştirki: " Hangi beldede olursan ol, insanların en iyisi sen ol.çünkü belde insanla izzet kazanır,insan beldeye izzet kazanmaz."( Feridüddin Atar, tezkiretü'l evliya) Dünya üzerinde yaşayan Salih kullarla Şeref bulan bir mekandır.Kendiliginden bir degeri yoktur.
Allah Teala yeryüzünü ve onda bulunan tüm nimetleri insanlar için yaratmıştır."O ,yer yüzünde olanların hepsini sizin için yaratan ,sonra göğe yönelip onları yedi gök halinde düzenleyendir. O herşeyi hakkıyla bilendir."(bakara ,29) Insanoğlunun bu nimetleri sırf Allah rızası için ahiret yurdunu kazanmaya sarf etmesi en güzelidir.
Insan böyle yaparsa dünya hayatında da ahirette de saadete erişir.Sadece  dünyalığı istemek ise kişiyi zarara uğratır . " Insanlardan,' Ey Rabbimiz! Bize ( vereceğini) bu dünyada ver ' diyenler vardır.Bunların ahirette bir nasibi yoktur. Onlardan,'Rabimiz! Bize dünyadada iyilik ver,ahirette de iyilik ver ve bizi ateş azabından koru' diyenler vardır.İşte onlara kazandıklarından bir nasip vardır. Allah , hesabı pek çabuk görendir." ( Bakara ,2002-202)
HÜVE'L-  BAKİ
Insan. Dünyaya imtihan için gönderildiğini ,bu dünyanın gelip geçici olduğunu bildigi halde kendisini dünya hayatının koşturmacasına kaptırıverir . Günlük uğraşları,yarına dair hesapları, ihtirasları ,dünyaya dair endişeleri  onu önce kendinden uzaklaştırır ,sonra kardeşine yabancılaştırır ,en kötüsünde dünyaya gönderiliş gayesini unutturarak onu  Yaratana'a gafil eder. Halbuki efendimiz'in (s.a.v) " Dünyada kimsesiz bir garip yahut bir yolcu gibi ol! " ( Buhari ,rikak ,3)  hadis- i şerifince hareket etmek bizi huzura götürecektir . Allah Teala dünyayı insanın kulluk imtihanını vereceği mekan olarak seçti. Ölünde mezar taşına yazılan "Hüve'l baki" ,dünyanın ahirete  aracı,söndü bir yol olduğunu her daim mümine hatırlatır. Bu yolda hüsrana yada huzura gitmek bizim tercihimizdir. Daima huzura gidenlerden olabilmek duasıyla......
                                                                                        M.SAKİ  EROL 




Umarım benim kadar sizlerde keyif almışsınızdır
not: kullanilan rsim http://mysubh.com/ dan alinmistir.